HAYATIN İÇİNDEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYATIN İÇİNDEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İSLAMİ KURBAN ESASLARI

Kurban Keserken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır. Kesim esnasında hayvanların, birbirlerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir.

Kurban Ne Zaman Kesilir?
Kurban, Kurban Bayramı’nın ilk üç gününde kesilir.

Hangi Hayvanlar Kurban Olarak Kesilir?
Kurban, koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Bunların dışındaki hayvanlar kurban olarak kesilemezler. Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı azaları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder.

Kurbanlık Hayvanlardan Hangileri Ortak Olarak Kesilebilir?
Koyun veya keçinin bir kişi tarafından ; sığır, manda ve deve ise , yedi kişiye kadar ortak olarak kesilebilir. Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift hisse olarak da kesilebilir.

Kurban Derisi Nasıl Değerlendirilmelidir?
Kurbanın derisi, ihtiyaç sahiplerine veya hayır kurumuna verilmelidir. Kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi uygun değildir. Derinin satılması halinde bedelinin ihtiyaç sahiplerine verilmesi gerekir.

Vekalet Yoluyla Kurban Kesilebilir mi?
Kurbanı, kişi kendisi kesebileceği gibi vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban mal ile yapılan bir ibadettir; mal ile yapılan ibadetlerde de vekalet caizdir. Vekalet yoluyla kurban kestiren kişi, bulunduğu yerdeki birisine vekalet verebileceği gibi başka bir yerdeki kişi veya kurumu da vekalet verebilir. Vekalet, sözlü veya yazılı olarak verilebileceği gibi telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verilebilir.
Read more »

DAĞLAR İLE TAŞLAR İLE

DAĞLAR İLE TAŞLAR İLE
Güfte: Yunus Emre
Beste: Kutbî  Dede
Makam: Hicaz
Usul: Sofyan

Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlâm Seni.
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm Seni.

Su dibinde mâhi ile
Sahralarda âhû ile
Abdal olup ‘’yâ hû’’ ile
Çağırayım Mevlâm Seni.

Gökyüzünde İsâ ile
Tur dağında Musâ ile
Elindeki âsâ ile
Çağırayım Mevlâm Seni.

Derdi pek çok Eyyûb ile
Gözü yaşlı Ya’kûb ile
Ol Muhammed Mahbûb ile
Çağırayım Mevlâm Seni.

YUNÛS okur diller ile
Hakk’ı seven kullar ile
Ol Fahri bilenler ile

Çağırayım Mevlâm Seni.
Read more »

ÖMÜR BAHÇESİNİN GÜLÜ SOLMADAN

ÖMÜR BAHÇESİNİN GÜLÜ SOLMADAN
                                                    Yunus Emre
Ömür bahçesinin gülü solmadan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.
Ecel bize bir gün gelip çatmadan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.

Kaba döşekte yatma döne döne,
Mağrur olup uyuma kana kana,
İletirler seni karanlık yere
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.

Niçin gaflet ile mağrur olursun?
Kervan göçer gider, yolda kalırsın,
Billahi sen sonra pişman olursun
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.

Derviş YUNUS söyler sözü tutulmaz;
Senin kumaşın bu yerde satılmaz,
Böyle yatmak ile Hakk’a varılmaz
Uyan ey gözlerim gafletten uyan.


Read more »

DUANIN FAZİLETİNE DAİR HADİS-i ŞERİFLER


Resulü Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyurdular:
‘’Sizden birisi duada bulunduğu vakit evvela Rabbına hamdü sena, Resulüne salat ü selam getirdikten sonra dilediği kadar dua etsin.’’
‘’Dua Muhammed’e ve onun ehli beytine salat ü selam getirmedikçe Hakk Teala’ya ulaşmaz.’’
‘’Dua ibadettir.’’
‘’Dua ibadetin özüdür. ‘’
‘’Cenabı Ecelli Ala’ya duadan daha sevgili bir şey yoktur.’’
‘’ Zat-ı Ecellli Ala’sına duada bulunup istemeyenlere Allah (c.c) gazab eder.’’
‘’Dua belayı def eder.’’
‘’Kaza-i ilahiyyeyi ancak dua çevirir.’’
‘’Dua gelmiş ve gelecek olan bütün musibetleri def eder. Ey Allah’ın kulları! Dua etmeye devam ediniz.’’
‘’Dua, Allah Teala’nın askerlerinden hazır bir kuvvettir.’’
‘’Allah Teala, haya ve kerem sahibir. Kulu, ellerini Zat-ı Ecelli Ala’sına kaldırdığı vakit onları boş çevirmekten haya eder.’’

‘’Allah Teala’nın fazlı kereminden isteyiniz. Zira Allah, Zat-ı Ecelli Ala’sından isteyeni sever.’’
Read more »

ZİYARET EDİLEN HASTAYA MORAL VERMEK


Ebû Saîd (R.A) şöyle rivayet etmiştir;
Resûllah (S.A.V) buyurmuştur ki:
‘’Siz bir hastanın ziyaretine gittiğiniz zaman ‘’Hastaya durumunuz çok çok iyi, inşâallâh, yakında iyileşirsin’’ deyiniz.’’ Böyle söylemek hastanın maneviyatını kuvvetlendirir ve moralini düzeltir Morali düzelen hasta kendi kendine sağlık telkin eder

İbni Sünnî’nin rivayeti de şöyledir;
Resûllah (S.A.V) buyurmuştur ki;
‘’Elini hastanın üzerine koyup da gecen nasıl geçti (nasıl sabahladın) veya nasıl akşamladın (günün nasıl geçti?) diyerek hastanın halini hatırını sormak, hasta ziyaretinin tamamındandır, hasta ziyareti âdâbındandar.’’
Bir müslümanın bir hastayı ziyaret edip bu şekilde hastanın hal ve hatırını sorması dinen hasta ziyaretinin adabıdır (edeblerindendir). Sevaplı ve değerli bir ziyarettir.

Tirmizî’deki ifade ise şöyledir;
Ebû Umâme (R.A) şöyle anlatmıştır:
Resûllah (S.A.V) hasta ziyareti hususunda şöyle buyurmuştur:
‘’Sizden biriniz, hastanın eli üzerine veya başına (alnına) elini koyup nasıl olduğunu (hal ve hatırını) sorması hasta ziyaterinin âdâbından ve tamamındandır. (Yani bu ziyaret tam ve mükemmel bir ziyarettir demek olur)

Selmân-ı Farisi (R.A) dan rivayet edildiğine göre Selmân (R.A) şöyle anlatmıştır:
‘’Ben hastalandım. Bu hastalığımda Resûllah (S.A.V) beni ziyaret etmişti de, bana şöyle buyurmuştu:
‘’Ey Selmân! Allah senin hastalığına şifa versin, günahlarını bağışlasın. Ve ömrün müddetince (ömrün oldukça) dinine ve bedenine (vücuduna) afiyet versin.’’


Bu bilgiler bir müslümana gerekli olan bilgilerdir. Müslüman nazik ve kibar olmalıdır. Hastalara rahatsızlık verecek konulardan uzak durmalıdır. Bulunduğu ortamlara huzur vermelidir.
Read more »

OSMANLI’DA KURBAN GELENEĞİ


Kurbanlıkların gözlerini bağlamak için özel olarak 5-10 parça astar hazırlanırdı.
Hırka-i Saadet Dairesi’nin kapısının yanında yaklaşık 40 koç kurban edilir ve ilk koçu bizzat padişah keserdi.
Kurbanın kanı, evin en küçük çocuğunun alnına sürülür ve postu tekkeye yollanırdı. Ayrıca bayram sofralarında aşırı et tüketimi yüzünden bozulmaya meyilli sindirim sistemini düzeltmek için sofrada tatlı olarak muhakkak turunç reçeli bulundurulurdu.
Devletin ileri gelenlerinin konaklarında Kurban Bayramı yaklaşınca hane sahibi kendisinin yanı sıra eşi, çocukları,, vefat etmiş anne ve babası için birer koç kestirirdi. Bu koçlar en az 3-5 gün konağın ahır kısmında beslenir, gözlerinin sağlam, boynuzlarının kırık veya organlarının eksik bulunmamasına dikkat edilirdi.
Hane sahibinin bir tekkeye mensup olması durumunda oraya da adak adıyla gereği kadar kurbanlık gönderilirdi. Hatta kendisinin ve çocuklarının hocalarına, ebelerine, dadılarına biri kendisi, öbürü hanımı adına birer çift koyun gönderenler olurdu.
Kurbanlıkların yıkandığı, tüylerinin tarandığı, boynuzlarının zeytinyağıyla yağlandığı da olurdu. Kurbanlıklar temiz otlar üstüne yatırılarak bayram gününe kadar özenle beslenirdi. Bayramdan sonra evlenecek gelin veya damadın koçlarının boynuzları sarı altın varaklarla süslenir , tüylerinin üç-beş yerine kurdele bağlanır, özel görevlilerle onların evlerine gönderilirdi.


Read more »

LOKMA TATLISI



Lokma dökmek kültürümüzde bir gelenektir. Özellikle ölmüşlerimizin canı için sık sık yaptığımız bir tatlıdır. Aşağıda size bir lokma tarifi veriyoruz. 

LOKMA TATLISI

8 kişilik
geleneksel şerbetli tatlıların baş tacı lokma tatlısıMalzemeler:
500 gr un
1 su bardağı su
1 adet yaş maya
1 adet yumurta
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Kızartmak İçin:
2 su bardağı ayçiçeği yapı
Şerbet İçin:
2,5 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı su
                                          ½ adet limon suyu
Yapılışı:
Şerbeti hazırlama: Şeker, su ve limon suyunu tencereye koyup , kaynatın. Daha sonra soğumaya bırakın.
Lokma hazırlama: Bir büyük kasede unu, tuz, şeker, yaş mayayı(önceden ezin)  ve yumurtayı azar azar suyu dökerek hamur haline getirin. Hamur kabarsın diye sıcak bir yerde dinlenmeye bırakın.
Bir tavada yağı kızdırın. Kabaran hamurdan bir yemek kaşığı kadar alın ve tavaya atıp renk alana kadar kızartın. Kızaran lokmaları başka bir kapta hazırlayıp soğuttuğunuz şerbetin içine bırakın.

Lokmaları kızardıktan sonra şerbete atarken dikkat edilmesi gereken nokta lokmaların hamurlaşmasını önlemek için şerbetin soğuk olmasıdır. 
Read more »

RAMAZANDA SAĞLIK


On bir ayın sultanı Ramazan ayı gelince her evin bütçesi elverdiği şekilde iftar sofraları kuruluyor. Tüm ailenin bu sofraların sağlıklı yemeklerle donatılmış olması gerekiyor. Oruçlu kişilerin gün boyu kaybettikleri enerjiyi en sağlıklı bir şekilde geri almaları gerekiyor. Bir bardak su, hurma ve zeytinle açılan oruç, sıcak bir çorba ve yemekle devam ediyor. Yemekten sonra yenilen tatlı ise olmazsa olmazlardan.
Uzmanların uyardıkları bir konu da insanların aşırıya gitmeden karınlarını doyurmaları. Özellikle sıcak yaz günlerinde yemeklerimize daha çok dikkat etmeliyiz. Yemek gibi tatlıların da hafif olması gerekiyor. Tatlı olarak dondurma ve meyve tercih edilmeli. Tatlılar iftardan hemen sonra değil de daha sonra yenmeli. Bunun nedeni midenin protein sindiriminin bozulmasını engellemek.
Şerbetli tatlıların, çikolata, bal ve reçel çabuk acıktırır ve susatır. Miktar olarak 100 gr.  kadar dondurma veya sütlü tatlı tüketilmeli. Çok içilen meyve suyu da kana hızlı karıştığı için kısa sürede acıktırır ve kilo aldırır. Bunun yerine yemekle beraber cacık ya da ayran tüketin. Dört adet hurmanın da bir porsiyon meyveye denk geldiğini unutmayın.
Hem sıcak havanın etkisi hem de oruç tutulacağı saatlerin uzun olmasından dolayı vücudumuz bayağı susuz kalacaktır. Bu nedenle sıvı kaybının artmaması için çay ve kahve tüketimi iftarda sınırlandırılmalı, bunun yerine doğrudan su içilmeli. Tuzlu gıdalar aşırı tüketilmemeli. Oruç döneminde dikkat edilmezse oluşabilecek su kayıpları nedeniyle vücudumuzda su dengesi bozularak başta böbrek olmak üzere , kalp ve dolaşım sistemini, beyin sağlığını bozabilir. Bu nedenle iftarla sahur arasında bol bol su içilmesi gerekir.


Read more »

DENİZDE İFTAR


Eskiden Istanbul’da denizde ulaşım kayıklar üstünde yapılırdı. Boğaziçi ve Halic’in bazı köyleri arasında yolcu nakliyatı yapan kayıklara ‘’piyade kayığı ‘’ denirdi. Bu kayıklardan büyük olanlarına ‘’pazar kayığı ‘’ denirdi. Çünkü bu kayıklar şehrin çeşitli yerlerinde kurulan pazarlara gidip gelenleri ve pazarcıları taşırdı. Eski Istanbul kayıklarının genellikle tahtaları boyanmaz, sadece cilalanırdı. Böylece tahtanın doğal rengi, denizin rengiyle güzel bir uyum sağlardı. Devlet ve saray adamlarına mahsus kayılar ise çok süslü ve işlemeli olurdu.

Boğaziçi o dönemlerde genelde sessiz ve sakindi. Ama ramazan gelince özellikle de ramazan yaz aylarına denk gelmişse; bu sessizlik bozulurdu. Sıcak akşamlarda, mehtaplı gecelerde, zevk sahibi Istanbullular’dan bir kısmı iftarını deniz üstünde kayıklarda yaparlardı. Çeşit çeşit lezzetli yemekler, bu sandallar içinde ikram edilirdi. Sadece yemekler yenmez, semaverlerde çaylar demlenir, şerbetler içilirdi.


Read more »

RAMAZAN MAHYALARI



Ramazan mahyalarını camilere  ilk asma geleneği 16.Yüzyıl itibarıyla başlamış. Böylece mahyalar ramazanın sembolü olmuşlar. Camilerin iki minaresi arasına önceleri kandillerle  yazılan yazılar ve çizilen şekiller daha sonra teknolojinin ilerlemesiyle yerini ampüllere bıraksa da bu gelenek günümüzde halen devam ettirilmekte. Ama bunun dışında eski dönemlerde ‘’ yer mahyaları’’ denilen çocukların hazırladığı mahyalar da varmış. Eski dönemlerde çocuklar cami avlularına veya yakınlarına yer mahyaları kurarlarmış. Bunu da midye kabuklarına koydukları yağ ve fitillerle şekiller vererek yaparlarmış. Teravih namazına gidenler bu mahyaları görünce çocukların hevesleri kırılmasın diye yağ parası denilen bahşişler verirlermiş. Birçok gelenek gibi yer mahyası geleneği de günümüzde pek bilinmemekte.
Read more »

ÇEŞMİBÜLBÜL


Çeşmibülbül, eski Türk camcılığının en ileri gelişme devrinde meydana gelmiş bir şişe çeşitidir. Kelime, Farsça ‘’çeşm-i bülbül’’ (bülbül gözü) sözünden gelir. Çeşmibülbül sadece camdan ibaret değildir. Billur ve fayans kaynaşarak elde edilirdi. Sultan III. Ahmet devrinde Beykoz’da sırf çeşmibülbül yapmak için bir fabrika kuruldu.

Zümrüt yeşili, yakut rengi billurlar üzerine süt beyazı fayans yaldızlar işlenerek yapılan çeşmibülbül sürahileri, bardaklar, tabak ve kaseler, çeşitli sofra eşyası Beykoz fabrikası kapandıktan sonra bir yandan kırılıp dökülerek, öte yandan yangınlarda eriyip harap olarak yavaş yavaş ortadan kalktı.
Read more »

RAMAZANI NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?


Ahiret hayatımızı kurtarmamız için yüce Rabbimizin bizlere ihsan ettiği çok faziletli bir ay olan Ramazan ayını nasıl değerlendirmemiz gerektiği hem Kur’an-ı Kerim’de, hem de Hadis-i Şeriflerde bizlere bildirilmiştir.
KUR’AN-I KERİM okuyalım. Bu ayda Kur’an-ı Kerimi okuyarak, Kur’an ile olan bağlantımızı artıralım. Böylece hem sevaba girer, hem de maneviyatımızı güçlendiririz.
BOL BOL TEFEKKÜR edelim. İlk oruca başladığımız günden itibaren gün içerisinde elimizi uzattığımız her bir nimetin bize Allah tarafından gönderilen bir nimet oluşunu tefekkür edelim. Bu tefekkür bize O’nun izni olmadan asla bu nimetlere el uzatma hakkımızın olmadığını hatırlatsın. Zamanın diğer bölümlerinde elimizi ve ağzımızı serbest bırakan kudreti sonsuza hamd ve şükür içerisinde olalım.
İLMİMİZİ ARTIRALIM. Bu kutsal ayda insanın manevi oluşumuna katkı yapacak kitaplar tercih edilmeli. Örneğin Efendimizin hayatını okuduysanız, bu kez bir başka kaynak veya yazarın kaleminden onun hayatlarını okuyun, çok yeni şeyler öğrendiğinizi göreceksiniz.
HARAMDAN SAKINALIM. Bu mübarek günlerde elimizden geldiğince harama bakmamalı, haram dinlememeli, haram tatmamalı, haram konuşmamalı, harama el uzatmamalıyız. Ancak böyle olunca orucun gerçek oruç olduğu düşünülerek çevredeki insanların da bu anlamda olumsuz tavırları münasip bir dille ikaz edilmeli.
YETİMLERİ UNUTMAYALIM. Yetimleri ve çocukları sevindirelim. Oruca alıştırılmakta olan çocukların nazlanmaları karşısında asla kızılmadan onların gönlü yapılmalıdır.
İFTARDA DUA ETMEYİ UNUTMAYALIM. İftar saatlerinin manevi bereket ve kazançları es geçilmemeli. Bu vakitte milyonların birden Allah’ın emriyle oruç tutup, yine O’nun emriyle oruç açtıkları düşünülerek içten ve samimi bir şekilde dualar edilmelidir.
SADAKA VERMEYİ UNUTMAYALIM. Ramazan ayında verilen iftar ve sadakaların önemi unutulmamalı. Bu doğrultuda yolda kalmışa, öğrenciye veya ihtiyaç sahiplerine iftarlar verilerek, bunun sevabından faydalanılmalıdır.


Read more »

KONAKLARDA TERAVİH NAMAZI



Osmanlı döneminde devlet büyüklerinin konaklarında hususi imamlar vardı. Bunlar normal günlerde hane halkına vakit namazlarını kıldırırlardı. Fakat Ramazan’da teravih namazı için dışarıdan musikisinaş bir imam ve güzel sesli müezzinler tutulurdu. Teravih namazında müezzinler ilahiler, Tevsihler okurlardı. İmam Efendi de Kur’an-ı Kerim tilavet ederdi. Kur’an-ı Kerimden ayetler okunmasıyla teravih namazı biterdi.
Read more »

MİNARELERDE KANDİL YAKILMASI


İstanbul’da Mevlit ve Regaip gecelerinde kandil yakılması II.Selim zamanında başlanmıştır. Berat ve Miraç Kandili de 1577 tarihinde III.Murat zamanında padişah fermanı ile gelenek haline getirilmiştir. Ramazanın birinci gecesinden Bayram gecesine kadar minarelerin kandil ile aydınlatılması 1610 yılında I.Ahmet tarafından adet haline getirilmiştir. Ramazan geceleri mahya kurmak önceleri Süleymaniye, Sultanahmet, Valide Sultan ve Üsküdar’da Valide Sultan Camilerine mahsustu.
III. Ahmet zamanında Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın tembihi ile Ayasofya, Fatih, Bayazıt, Sultan Selim, Şehzade ve Eyüp Camilerinde de mahya kurulmuştur. Ramazanın onbeşine kadar ‘’Merhaba ya Şehri Ramazan’’, ‘’Safa Geldin ya Şehri Ramazan’’ gibi cümlelerle mahyalar kurulurdu. Ramazanın onbeşinden sonra da mahyalara bu aya uygun resimler kandillerle düzenlenirdi.


Read more »

İFTARIN VAZGEÇİLMEZİ HURMA


Bir Hadis-i Şerif :’’ İçinde hurma bulunmayan evin halkı açtır’’
Hurmanın faydaları

Hurmayı sadece Ramazan’da değil, bütün bir sene içinde tüketebiliriz.
Hurma çoğunlukla hepimizin iftarda orucumuzu açmak için ilk ağzımıza attığımız besindir. Oruç nedeniyle halsiz kalmış vücudumuza enerji verir. İçinde bulunan şeker glikoz değil, früktozdur. Bu nedenle kan şekerimiz birdenbire yükselmez.
Hurmanın anavatanı Ortadoğu ve Afrika’dır. 5 bin yıldır o topraklarda ekimi devam eden bir meyvedir. En fazla bu coğrafyada hurma tüketilmektedir. Hurma ağaçları 25 metre boyunda olabilmektedir.  Kurak iklimi seven bir ağaçtır. Hurma magnezyum, demir, potasyum ve B vitamini açısından çok zengindir. Kansere, bronşite ve pek çok hastalığa iyi gelir. Her ne kadar Ramazan ayında tüketilen bir besin olarak ülkemizde tanınsa da içeriğindeki faydalardan ötürü yılın her mevsiminde tüketilmesi gereken bir besindir.
Hurmanın meyvesi tatlı ve besleyicidir. Yaklaşık %20 oranında nem ihtiva eden taze hurmalarda % 60-65 şeker ve %2 protein vardır. Kurumuş hurmalarda şeker oranı % 75-85 civarındadır. Bir diğer hurma çeşidi olan Phoemx sylvestristen hurma şekeri elde edilir. Hurma bedeni ve zihni geliştirmeye yardımcıdır.
Kansere karşı koruyucu etkisi biliniz. Boğaz ağrısını keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığına iyi gelir. Kemik hastalıklarında faydalıdır.






Read more »

ORUÇ TUTABİLMEK İÇİN BUNLARA DİKKAT EDİLMELİ



Beslenme ve diyet uzmanları Ramazan ayında oruç tutan kişilerin dengeli beslenmeleri gerektiğini ve sağlıklarına daha itina göstermeleri gerektiğine dair dikkat çekiyorlar.  Daha rahat oruç tutabilmemiz için en önemli konulardan biri mutlaka sahura kalkmak. Geceden yemek yiyip yatmak veya sadece su içerek yatmak sağlığımız için son derecede tehlikeli. Bu durum vücutta yağlanmaya neden oluyor. Bu nedenle mutlaka sahura kalkmalıyız.
Sahurda yediklerimizi dikkatli seçmeliyiz. Tok tutacak kompleks karbonhidratlar ve posalı yiyecekler tüketmeliyiz. Örneğin;
•Beyaz ekmek yerine tam buğday, tam tahıllı, çavdar gibi posa içeriği yüksek ekmekler tüketilmeli.
•Pirinç yerine bulgur tercih edilmeli.
•Meyve suyu yerine, kabuklu yenebilen meyveleri, kabuklarıyla birlikte tüketmek daha faydalı.”

Sahurda tüketilen ağır yiyecekler gün boyu midemizde yanma veya ağrı yapabilir. Yine sahurda tüketilecek olan hamur işleri kan şekerimizi hızla yükseltip, düşürdüğü için halsizlik veya başka sağlık sorunlarına sebep verebilir.
Bu sene Ramazan ayı yaz aylarına denk geldiği için en büyük sorunlardan biri susuzluk. Susuzluğu önlemek için ağır yemeklerden, tuzlu yiyeceklerden uzak durmalı. Sahurda ev yapımı limonata veya yine ev yapımı yeşil elmalı soğuk çaylar içilebilir.
Oruç tutmayı kolaylaştıracak öneriler için aşağıdakileri yapabilirsiniz;
Şerbetli tatlılardan uzak durmalı veya çok canınız isterse en fazla haftada iki kere sütlü tatlılar tüketebilirsiniz.
Kabızlık yaşarsanız lifli gıdalar tüketip, iftarda sebzeli yemeklere ağırlık vermelisiniz. Ayrıca orucunuzu su ve 3-4 kayısı ile birlikte açarsanız, bağırsaklarınızı yumuşatabilirsiniz.
Hazımsızlık çekenlerdenseniz, rezene, papatya, nane veya ıhlamur çayları içmeniz yararlı olacaktır.
Hararetinizi azaltmak için kendinizin hazırlayacağı bitki çaylarınızı veya siyah çayı soğutup, içine çubuk tarçın, elma dilimi ve limon koyarak soğuk çay içebilirsiniz. Yine kendinizin evde hazırlayacağı ayranın içerisine taze nane ve salatalık rendesi katarak susuzluğunuzu giderebilirsiniz.
Sahurda gaz yapıcı kola gibi  içeceklerden  ve yiyeceklerden kaçının.
Unutmayın mutlaka en az 8 bardak su içmelisiniz. İftar ile sahur arasındaki bu sürede bol bol su için.






Read more »

RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

On bir ayın sultanı Ramazan geldi. Ülkemizde ve tüm Müslüman aleminde bolluk ve bereket ayı olarak bilinir. Sofraların donatılması, ülkeden ülkeye ve bütçeden bütçeye farklılık gösterse de herkes elinden geldiğini yapar  ve hünerlerini gösterir. Ramazanda iftar sofraları sadece yemek yemek için değil aynı zamanda ailelerin ve arkadaşların buluştuğu bir ortam olması açısından çok önemlidir.  Şimdilerde nerde o eski ramazanlar desek de, ailece hep birlikte sahurlara kalkamasak da, geleneklerini sürdürmeye çalışan evlerde ramazan coşkuyla karşılanıyor.


İftariyelik ve çorbayla açılan oruç sofraları hafif bir tatlı ve demli bir bardak çayla sonlanır. Şimdi yaz başına da denk geldiği için, iftar sofralarında ağır yemeklerden kaçınmalıyız. İftar sofraları bize hep farklı gelir. Sanki ramazanda yemeklere daha bir özen gösterilir. Aslında her zaman sofralara özen gösterilmez mi? Belki oruç tutmanın zevkiyle, iftarda önümüze gelen yemekler bize daha lezzetli geliyordur.
Read more »

RAMAZAN HUZUR AYI


Ramazan ayı  bu gece sahura kalkarak başlıyor. Önümüzde ruhsal ve bedensel sağlığımızı canlandıracak yeni bir ay var. Ramazanı sadece yiyip içmeye dayanmak, kilo vermek  anlamında algılamayalım.
Bu ayı aynı zamanda ruhumuzun huzuru bulması için gelmiş fırsat olarak değerlendirelim. Hoş görmenin, af dilemenin, affetmenin, şükretmenin, yardım etmenin bir fırsatı olarak. Gönlümüzdeki kapıyı açarak hayata daha olumlu bakarak, geçmişi bir kenara bırakarak,  gelecek için iyi ve güzel hedefler belirleyerek, kendimize, ailemize ve dostlarımıza daha çok zaman ayırarak hem inanç dünyamızı hem de iç dünyamızı zenginleştirmeye çalışalım. Ve tüm bunları bir ayla sınırlandırmayıp hayatımızın tümüne yaymaya çalışalım.
Herkese hayırlı , sağlıklı ve huzurlu bir ramazan ayı diliyorum.



Read more »

ORUÇ NEDİR VE ÖNEMİ


Oruç Farsça’daki ruze kelimesinin Türkçeleşmiş halidir. Arapçası savm ve sıyamdır. Savm kelimesi Arapça’da ‘’birşeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek’’ anlamında kullanılır.
Fıkıh terimi olarak oruç, imsak vaktinden iftar vaktine kadar bir amaç uğruna ve bilinçli olarak, yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.

Oruç, Peygamberimiz’in hicretinden bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslam’ın beş şartından biridir. Oruç riyanın en az karışacağı bir ibadet olduğu için sevabı en fazla olan ibadetlerden sayılmıştır. Peygamberimiz’den nakledildiğine göre, orucun bu yönüne ilişkin olarak Allah , ‘’Oruç benim içindir; onun karşılığını ben vereceğim’’ buyurmuştur. Bu bakımdan oruç tutmanın sevap olarak karşılığı oldukça yüksektir. Cennet’in özel olarak oruç tutanların girmesi için ayrılmış bulunan ‘’reyyan’’ adlı kapısından girme hakkı,  bu karşılığın mukaddimesi sayılmıştır.

Oruç, nefsin isteklerinden iradi olarak uzak durma yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de bir sabır eğitimine dönüşmektedir. İnsanın hayatta başarılı olabilmesi için irade hakimiyeti ve güçlükler karşısında dayanabilme gücü de önemli bir role sahiptir. Nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun arındırılıp, yüceltilmesinde oruç etkili bir yoldur.
Read more »